TPL_x_LANG_MOBILE_MENU
Login

2010 Yılı Çalışmaları

e-Posta Yazdır PDF

2010 Yılı Çalışmaları PDF

Roma Hamamı-1

Stratonikeia kent merkezinde, imar planında P21 plankaresinde bulunan Roma Hamamında yapılan temizlik çalışmalarına devam edilmiştir. Toplamda kapladığı alan 2007 m² olan ve kuzey-güney doğrultulu uzanan hamamda kuzey yönünde paleastra, güney yönünde ise salonlar yer almaktadır. Mevcut kalıntılara göre hamam sıralı plan tipindedir. Çalışmalar sırasında yapının rölövesi çıkartılmış, restitüsyon önerisi hazırlanmış, mekanlar isimlendirilerek çalışma alanları ayrılmış, yapının değişik odalarında yer alan ve sonradan açılan 4 adet su kuyusunun temizliği yapılmıştır.

Yapı güneyden kuzey yönüne doğru I ile IX arasında numaralandırılmıştır. Yapının güneydoğusunda bulunan I nolu mekan olarak adlandırılan ve servis/ praefurnium? olduğu düşünülen alanda temizlik çalışmaları yapılmış ve mekan otlardan ve sarmaşıklardan arındırılmıştır. Mekanın Cumhuriyet Dönemi’nde iç içe yapılmış ev duvarlarıyla beraber saptanan mekanlar ortaya çıkarılmıştır.

II nolu mekan ise yapının güneydoğusunda, I nolu mekanın kuzeyinde yer almaktadır. Bu mekanın yapı bütününün güneyinde bulunduğu için sıcak bölümlerden birisi, büyük olasılıkla caldarium olduğu düşünülmektedir.

III nolu mekan ise II nolu mekanın batısında yer almaktadır. Mekanın kuzey duvarı sağlam olup doğu duvarı ise kısmen korunmuştur. Mekan içinde ve duvarlar üzerinde yapılan temizlik çalışmalarında mekan otlardan arındırılarak mevcut duvarlar temizlenmiştir. Mekan içinde bulunan 4 numaralı kuyunun temizlik çalışmaları yapılmış, kuyunun zemininde hypocausta ait tuğlalar tespit edilmiştir. Böylelikle bu mekanın ısıtılan odalardan birisi olduğu kesinleşmiştir.

IV nolu mekan ise yapının güneybatısında bulunmaktadır. Bu alanda Cumhuriyet Dönemi’ne ait bir dükkan yapısı görülmekte ve mekanın orijinal duvarları izlenememektedir.

V nolu mekan, yapının batısında ve IV nolu mekanın kuzeyinde bulunmaktadır. Günümüz modern köy yolu salonun batısından doğu yönüne doğru ilerleyerek mekanı ortadan ikiye ayırmış ve doğu yöndeki duvarı tamamen, batı yönünde bulunan duvarı ise büyük ölçüde tahrip etmiştir.

VI nolu mekan, V nolu mekanın doğusunda, III nolu mekanın kuzeyinde yer almaktadır. Mekanın duvarları modern köy yolunun geçmesi nedeniyle tahrip olmuştur. İlk olarak burasının III nolu mekan ile ortak kullanımlı olan mevcut güney duvarı üzerinde temizlik çalışmaları yapılmıştır. Bu duvarın doğu ve batı yönlerinde yapının üst örtüsünü taşıyan paye ayakları bulunmaktadır.

VII nolu mekan VI nolu mekanın doğusunda ve II nolu mekanın kuzeyinde yer almaktadır. Köy yolunun geçmesi ve sivil yerleşim nedeniyle mekanın duvarları tahrip olmuş ve bu nedenle ölçüleri tam olarak tespit edilememektedir.

VIII nolu mekan olarak adlandırılan alanın ise apoditerium olduğu düşünülmektedir. Burasının apoditerium olduğunun düşünülmesinin nedeni güney duvar üzerinde görülen 5 adet dikdörtgen niştir. Bu nişlerden ortada bulunan ve apoditeriumdan VI nolu mekana geçişi sağlayan kapı açıklığı 2.70 m diğer yan nişler ise 2.10 m genişliğindedir. Bu nişler doğu yönünden batıya doğru 1-5 arasında numaralandırılmıştır.

IX nolu mekan ise yapının en kuzeyinde kalan kısımdır. Bu alanın hamamın palaestrası olduğu düşünülmektedir. Buradaki temizlik çalışmalarında mekan otlardan temizlenerek çevre düzenlemesi yapılmıştır.

Hamam yapısı içinde VIII nolu mekanda (Apoditerium) 2 adet (K1 ve K3), VII nolu mekanda 1adet (K2), III nolu mekan da 1 adet (K4) olmak üzere derinlikleri 3,00- 4.45 m arasında değişen Cumhuriyet döneminde açılmış toplam 4 adet su kuyusu bulunmaktadır.

 

 

Bouleuterion Avlusu

Çalışmalarımıza Bouleuterion’un avlusunda daha önceki yıllarda kazısı yapılmış, Bizans Dönemi’ne ait mekanların ot temizliği ile başlanmıştır. Ot temizliği önce Bouleuterion’da daha sonra avludaki Bizans Yapısı’nda devam etmiştir. Ot temizliği sonrasında, zamanla taşınmış toprak ve taşlarla dolmuş olan mekanların içinde küçük çaplı kazı yapılmıştır. Bazı mekanlarda kazı çalışmasına engel olacak bloklar yerleri çizime işlendikten sonra vinç yardımı ile tasnif alanına taşınmıştır. Bu çalışmalar tamamlandığında, önce var olan mekanların çizimi yapılarak, mekanlar sırasıyla rakamlarla numaralandırılarak adlandırılmıştır. Toplam 10 mekanda çalışma yapılmıştır.

Kazı çalışmaları sonucunda elde ettiğimiz bulgular bize bu alanın M.S. 4. yüzyıldan M.S. 7. yüzyıla kadar kullanım evresi geçirdiğini göstermektedir. Buradaki mekanların ilk kullanımı muhtemelen Diokletian Dönemi’ndendir. Çünkü yaptığımız çalışmalarda zemin üzerinde tespit ettiğimiz sikkeler Diokletian Dönemi’nde üretimi yaygınlaşan Contantius II sikkeleridir. Ayrıca zemin döşemesi üzerinde ele geçen amphora’da bu tarihi destekler niteliktedir. Urne içerisinde tespit edilen cam unguanteriumlar ise duvarın altında olmasından dolayı, bu mekanların inşasından önceki döneme ait olmalıdır. Ele geçen ampullalar ve seramik parçaları ise bu alanın kullanımının M.S. 7. yüzyıla kadar devam ettiğini destekleyen verilerdir. Mevcut alandaki mekanlar dikkate alındığında şimdilik bir konuta ait olabileceği düşünülmektedir. Bununla ilgili kuzeye doğru devam eden mekanlarında açılması ile işlevi hakkında daha kesin bir şeyler söylemek mümkün olacaktır.

 

Tapınak 3D

Modelleme programı olarak 3ds Max programını kullanılmıştır. 3ds Max (daha önceki ismi ile 3D Studio Max), Autodesk tarafından geliştirilen bir 3D modelleme, Görselleştirme ve Animasyon programıdır. MSDOS ortamında çalışan 3D Studio yazılımının devamı olan 3ds Max'in son sürümü, 2011 yılında çıkan 3ds Max 2012'dir.

Render motoru olarak V-Ray Render motoru, kamera olarak Vray Physical Camera ve aydınlatama içinse Vray Sun kullanılmıştır.

Modelleme ve gerçek zamanlı simülasyon çalışmalarının daha çok mimarlıkla ilgili örnekleriyle karşılaşılsa da, arkeolojik ve tarihi mekanlarla ilgili de bu tür çalışmalar yapılmaya başlamıştır. Tarihi ve arkeolojik yerleşimlerle ilgili yapılan 3Boyutlu modelleme ve simülasyon çalışmaları sayesinde, hem tarihi ve kültürel mirası koruma ve belgeleme çalışmaları farklı bir boyut kazanmakta, hem de tarih bilinci daha etkili bir şekilde oluşturulabilmektedir. Ayrıca, görselliğin ve üç boyutluluğun algılama açısından önemli olduğu arkeoloji disiplinlerinde, üç boyutlu veriler, iki boyutlulara göre, çalışmaların ve bilimsel verilerin daha kolay kavranmasını sağlamakta ve disiplinler arası bilgi paylaşımda anlaşılırlığı arttırmaktadır.

Sonuç olarak bu gelişmeler ışığında tapınağa ait bütün parçaların bir örneği çizilerek kopyası çıkartılmıştır. Çıkarılan bu kopyalar diğer parçalarla bir bütünlük sağlayacak şekilde birleştirilmiştir. Yani alt yapı, taşıcı elemanlar, üst yapı ve bunları oluşturan mimari parçalar ayrı ayrı çizilmiş, bir bütünlük oluşturacak şekilde birleştirilmiştir. Euthynteria’dan tepe akroterine kadar bir bütünlük sağlandıktan sonra, tapınağı oluşturan bütün mermer bloklara ve bezemelere mermer dokusu, çatıyı oluşturan ahşap hatıllara ahşap dokusu ve kiremitlere kiremit dokusu verilmiştir.

Sahneyi ışıklandırmak için sahneye Vray sun yerleştirilmiştir ve saat tarih ayarları yapılarak gerçekçi bir görüntü kazandırılmaya çalışılmıştır.

Son olarak ise tapınağın belirli açılardan düzgün ve kaliteli fotoğraflarını alabilmek için Vray Physical Camera yerleştirilerek JPGler alınmıştır.

 

Kadıkulesi Tepesi

Kadıkulesi Tepesi, yaklaşık 530 m rakımlı olup, Yatağan-Milas karayolunun güneyinde yer almaktadır. Kentin güneyini sınırlayan sur duvarları, tepe üzerinden doğu-batı doğrultulu olarak geçmektedir. Bu mevkii, adını, surun batı uzantısı üzerinde bulunan kare planlı mermer kuleye halk arasında verilen addan almaktadır.

2010 yılı çalışmalarında, Hellenistik Dönem tabanı altında derinleştirilmiştir. Söz konusu tabakalardan az miktarda seramik ve bir miktar çatı kiremidi parçası ele geçmiştir. 2009 yılı kazılarının sonlandırıldığı seviyeden itibaren 0.80 m derinleştikten sonra ana toprağa ulaşılmıştır. Ancak anakayanın ne kadar derinlikte olduğunun anlaşılması ve kule temellerinin ana kaya ile olan bağlantısının saptanması amacıyla, ana toprak içinde, kulenin iç kuzeydoğu köşesinde 1.10x1.67 m ölçülerinde bir sondaj açılmıştır. Açılan sondaj içinde 626.78 m kod seviyesinde ana kayaya ulaşılarak, alandaki kazılar sonlandırılmıştır.

Kule duvarlarının temel bölümünde, taş örgüsünün duvarlardan çok da farklı olmadığı, yalnızca daha küçük boyutlu taşların kullanılmış olduğu gözlemlenmiştir.

Kazı çalışmalarında ele geçen seramik örnekleri arasında özellikle yarı küresel gövdeli çanaklar ve sarkık dudaklı çanaklar özellikle dikkat çekmektedir. Hellenistik Dönem kullanımına işaret eden seramik örnekleri Erken İmparatorluk Dönemi’ne kadar uzanmaktadır.

Bu yılki çalışmalar kapsamında, El Kulesi ve doğusunda yer alan Bindirmeli Kapının taş planlarının yer aldığı çizim çalışmaları yerleştirilmiş ayrıca surun ulaşılabilen kesimlerinin ölçüm ve çizim çalışmaları gerçekleştirilip kent planı içindeki yerine oturtulmuştur.

Kazı çalışmalarının yanı sıra, Kadıkulesi Mevkii’nin güneybatısında yer alan ve halk arasında Yaylacık Mevkii olarak adlandırılan alanda, yaklaşık 3 m uzunluğunda olduğu tahmin edilen ve ölçülebilen kalınlığı 1.10-1.50 m arasında değişen bir duvar kalıntısına rastlanmıştır. Söz konusu duvar, dağdan akan yağmur suyunun oluşturduğu yatak üzerine ve suyun akış yönüne dik olarak, düzensiz şist taşlardan örülmüştür. Suyun önünde bir set oluşturmuş olabileceği düşünülen duvarın, suyun aktığı orta kısmı yıkık durumdadır. Çevresinde herhangi bir arkeolojik malzemeye rastlanmamış olduğundan, duvarın tarihlemesiyle ilgili net bir veri sağlanamamıştır. Ancak gerek surlara yakınlığı, gerek de benzer taş örgüsüne sahip olması, surların kullanımı sırasında, geçici süre için de olsa içme suyu sağlamak için yağmur sularını biriktirme amaçlı yapılmış olabileceğini düşündürmektedir.

 

Türk Hamamı

Stratonikeia (Eskihisar)’daki Türk Hamamı’nın tam bir planının çıkarması ve kesin tarihinin belirlenmesi amacı ile 2009 yılında başlanan kazı çalışmalarına 2010 yılında da devam edilmiştir.

Çalışmalar hamamın sıcaklık, ılıklık (soğukluk) ve tıraşlık bölümlerinde gerçekleştirilmiştir. Bahsedilen bu üç bölümün zeminleri tamamen yok olmuş ve cehennemlik moloz ve toprakla dolmuş olduğu görülmüştür. Sıcaklık bölümünden başlanan ve yapılan kazıda küçük obje ele geçmemiştir. Cehennemlik zeminine kadar inilerek temizlenmiş sıcaklığın zeminini taşıyan dört tuğla ayak ortaya çıkarılmıştır. Sıcaklık zeminini taşıyan tuğla ayaklar, 30x15x5,5 cm ölçülerindeki tuğlalardan 63x63 cm boyutlarındadır. Kare ayaklar arasına konumlanmış 20-23 cm çapında 5,5-6,5 cm kalınlığında yuvarlak tuğladan bir ayak da ortaya çıkmıştır. Ayrıca sıcaklığın zeminine ait kesit veren parçalar ele geçmiştir. Sıcaklık bölümünü ocağa bağlayan iki cehennemlik kanalı molozlardan temizlenmiştir. Cehennemlikten duvar içlerine açılan bacaların bağlantısı belirlenmiştir.

Ilıklık bölümünün de sıcaklıkta olduğu gibi zeminin yok olduğu ve cehennemlik bölümünün moloz ve toprakla dolduğu tespit edilmiştir. Cehennemlikdeki çalışmalarda altı tuğla ayak belirlenmiştir. Ilıklık birer cehennemlik kanalı ile sıcaklık, ocak ve tıraşlık ile irtibatlandırılmıştır.

Tıraşlık zemini diğer bölümlerde olduğu gibi yok olmuş, cehennemlik bölümü ise molozla dolmuştur. Çalışmalarda yok olan zeminin cehennemlikteki iki taş ayakla taşındığı anlaşılmıştır. Tıraşlığın doğu duvarına iki atık su kanalı açılmıştır.

Stratonikeia (Eskihisar) Türk Hamamı’nın soyunmalık bölümü ve su bağlantısı ile ilgili bölümleri dışında kazısı tamamlanmış ve kazılan bölümlerinde detaylı rölöve çıkarılacak duruma gelmiştir. Ancak soyunmalık bölümünde 1952 tarihli ve tescilli bir konut bulunması nedeni ile soyunmalığın çok az bir kısmı 2009 yılında ortaya çıkarılmıştı. Özgün ve 15. yüzyıl için önemli detaylar veren bu bölümün bütünü ile açılabilmesi ve soyunmalığın üzerinde bulunan tescilli yapı ile ilgili çözüm üretilmesi gerekmektedir.

 

Osmanlı Çeşmesi

Osmanlı Çeşmesi, Bouleuterion Bizans Yapısı’nın güneydoğusunda yer almaktadır. 2009 yılında büyük bir bölümü temizlenen çeşmenin önünde 5x5 m’lik bir sondaj alanı açılmıştır. Burada yapılan çalışmalar sonucunda yol döşemesi ortaya çıkarılmıştır. Çeşmenin önündeki yol döşeme örgüsünde mimari blok parçaları ve mermer moloz taşlar ileri de ise küçük moloz taşlar ve çay taşı kullanılmıştır.

Çeşme önünde yapılan çalışmalar sırasında bir adet nikel pul bulunmuştur. Ön yüzde Sultan Mahmut tuğrası ve Adli ibaresi yer almaktadır. Arka yüzde ise Duribe fi Kostantiniye 1223 yazısı etrafında ise çelenkler yer alır. Üst kısmında bir adet delik bulunmaktadır. Eser Miladi 1808- 1809 II. Mahmut Dönemi’ne aittir.

Çalışmalara Osmanlı Çeşmesi’nin doğusunda bulunan 3.56x3.52 m ölçülerinde olan çeşmenin su deposunda temizlik çalışmaları ile devam edilmiştir. Su deposunun duvarlarında moloz taşlar, kayrak taşı ve mermer kullanılmıştır. Su deposunun güney duvarı aşırı tahrip olmuştur. Deponun kuzey duvarında ise 0.16 m genişliğinde ve 1.10 m uzunluğunda niş bulunmaktadır. Bu niş dıştan gelen suyun aktarılmasını sağlamaktadır. Deponun tabanı mermer ve kayrak taşı ile örülü ve üstü kaba sıvalıdır. Deponun dört köşesi suyun sızmaması için harç ile sıvanmıştır. Duvarın iç kısmında kaba sıva görülmektedir. Deponun kuzey dış yüzünde ise su geçmemesi için yoğun kireç tabakası bulunmaktadır. Yapılan temizlik çalışmalarında ise sütun arşitrav parçası ve evsel atıklar bulunmuştur.

Bizans Yapısının güneyinde açığa çıkarılmış olan yol döşemesi üzerinde bir adet Osmanlı Dönemi’ne ait gümüş mühür bulunmuştur. Mühür yassı oval formlu damga yeri, üzerinde yassı formlu V şeklinde tutamak, yassı yuvarlak formlu uç kısmı ile sonlanır. Damga kısmı zamanla tahrip olmuş, herhangi bir yazı ya da betimleme görülmemektedir.

Burada yapılan temizlik çalışmaları ve yol döşemesinin açığa çıkarılması esnasında sonraki dönemlerde konulan bloklar, atık malzemeler tespit edilmiştir. Bunların dışında dönemsel tespitle ilgili mühür ve pul dışında buluntu ele geçmemiştir. Döşeme üzerindeki pul II. Mahmut Dönemi’nden olup buranın en azından o dönemde kullanıldığını göstermesi açısından önemlidir.

 

Tiyatro

Stratonikeia Tiyatrosu, kentin güneyinde Augustus İmparatorlar Tapınağının kuzeyindeki tepenin kuzey yamacına inşa edilmiştir. Kentin bu alanı, topografik açıdan tiyatro inşasına çok uygundur. Yamaçtaki doğal çukurluk kullanılarak caveanın kuzey yönde kente bakması sağlanmıştır. Hellenistik Dönem’de inşa edilmiş olan yapıda, Augustus Dönemi'nde sahne binasının yerine 3 katlı skene binası eklenmiştir. Orkestrası at nalı şeklinde yapılmış olup, Greko-Romen tipindedir. Yapı, cavea, orkestra ve proskene bölümleriyle birlikte toplamda 75x80 m. çapındadır.

İlk defa 1980 yılında kazılmaya başlanan tiyatro da devamlı olmasa da ara ara kazı çalışmalar sürdürülmüştür. Bu yıla kadar yapılan çalışmalarda alt cavea, orkestra, sahne binası, doğu parodos kısımlarında kazı yapılmıştır. Tiyatroda 2010 yılında yapılan çalışmaları; temizlik çalışmaları, vinçle yapılan çalışmalar ve kazı çalışmaları şeklinde üç ana gruba ayırmak mümkündür. Çalışmalardaki amaç: ot temizliğini gerçekleştirdikten sonra vinci orkestra bölümüne getirerek tapınağın bulunduğu terastan akan taş ve topraklar ile boşta duran ve tehlike yaratan mimari blokları vinç yardımıyla dışarı taşımaktır. Daha sonra girişleri sağlayan Batı ve Doğu Paradoslar ile Diazoma kısmını açarak alt caveaya ait kazı çalışmalarını ilerletmektir.

Önce Batı Parodos kısmı temizlenip yapılan kazı ile kuzey-güney yönlü duvar ortaya çıkarılmıştır. Tamamen aynı olmasa da bir kısmı kazılmış olan doğu parodosun da benzer şekilde kuzey-güney yönlü duvar tespit edilmiştir. Farklı olarak doğu parados da yukarı doğru çıkan merdiven düzenlemesi olduğu bilinmekteydi. Bu biçimiyle her iki parodos düzenlemesi örneğine çok rastlamadığımız bir uygulama olması açısından önemlidir. Genelde Hellenistik Döneme tarihlenen tiyatrolarda paradosların üzeri açık ve eğimli gelmektedir. Bu güne kadar yayınlarda Stratonikeia Tiyatrosu'nun çizimleri de hep bu şekilde kullanılmaktadır. Ancak tiyatroda bu yıl ortaya çıkardığımız parodoslar farklı bir uygulamanın olduğunu göstermektedir. Doğu Parados üzerinde bulunan teras düzenlemesi ise zaten tapınak tiyatro ilişkisi kesin olarak bilinen yapıda beklide oluşturulan bir terasla Dionysos altarı ile ilgili bir yapının olma ihtimalini taşımaktadır. Bu konudaki kesin sonuçlar doğu tarafın kazısı tamamlandıktan sonra netlik kazanacaktır.

Bu yıl diozamada yapılan çalışmalarda kazı doğudan batıya doğru yapılıp toplamda 31 m. lik kısmın açığa çıkarılmıştır. Diazoma 2,35 m. genişliğe sahip olup, güney yan yüzleri iç bükey profilli bloklarla sınırlandırılmış, kuzeyinde ise diazoma duvarı devam etmektedir. Diazomadan üst cavea kısmına geçişleri sağlayan merdivenlerin ikisinin yeri kesin olarak belirlenmiş olup merdivenlerin diazomaya paralel olarak yapıldığı görülmüştür.

Orkestra kısmında daha önceki ekipler tarafından taşınarak buraya konmuş bloklar çizimleri tamamlandıktan sonra tasnif alanına taşınmıştır. Yapılan çalışmalarda yedi esere numara verilip bunlardan iki tane kandil envanterlik olarak seçilmiştir. Seçilen kandiller Roma Dönemine ait olup M.S. 1. ve 2. yy tarihlenmektedir.

 

Kuzey Sütunlu Cadde

Portiko üzerindeki mozaik döşemenin devamının görülmesi amacıyla, 02.07.2010 tarihinde Kuzey Cadde’nin güneyinde bulunan Bizans mekânlarından Mekân 7’nin güneyinde 5.00 x 3.75 m ölçülerindeki sondajda çalışılmaya başlanmıştır. Burada portikoyu güneyden sınırlandıran düzenli örgü moloz taş duvar ortaya çıkarılmıştır. Duvar örgüsünde Roma dönemine ait devşirme bloklar ve kireç harç kullanılmıştır. Bu duvara daha sonraki bir dönemde harçsız olarak örülmüş doğu-batı yönlü 0.97 x 3.40 m ölçülerinde bir başka duvarın eklendiği tespit edilmiştir.

Kazı sırasında çok sayıda Bizans dönemine ait sırlı, sırsız seramik parçaları Helenistik döneme ait seramiklerle bir arada karışık halde bulunmuştur. Bu yüzden sondaj kesitinde izlenebilen tabakaların alanın günümüze yakın dönemlerde tarla olarak kullanılması ve yapı faaliyetleri ile karıştığı gözlenmiştir. Sondajda 502.25 m. kot seviyesinde opus tesselatum mozaik döşeme ortaya çıkarılmıştır. Alandaki Bizans dönemi kültür katına ait tabakanın, sadece mozaik zemin kotu ve 527 m. kot seviyesi arasında yer aldığı tespit edilmiştir. Mozaik üzerinde bulunan slip tekniğinde bir seramik parçası 13. yüzyıl başına ait olup olasılıkla mekânın kullanıldığı son evresine aittir.

Çalışmalar alanın güneyinde devam ettirilerek, 7.70 x 3.90 m ölçülerindeki sondajda kazılara başlanmıştır. Bu çalışmalar sırasında Mekân 7’nin doğu sınır duvarının bu alanda da devam ettiği görülmüştür. Duvar devşirme mimari bloklar ve moloz taşlar kullanılarak örülmüştür. Bu sondajda da portikoya daha sonraki dönemde olasılıkla 11. yüzyılda eklenmiş doğu-batı yönlü iki duvar tespit edilmiştir. Mekân 7’nin güneyinde yer alan, girişi batıda bulunan mekânlara rakam koduyla, kuzeyden güneye doğru Mekân 11, Mekân 12, Mekân 13 ve Mekân 14 adları verilmiştir.

Alanda yapılan kazı çalışmalarında 502.65 ve 502.36 m. kot seviyesinde iki lahit parçası bulunmuştur. Parçalar üzerinde kabartma olarak başak motifi ve çiçek şeklinde bir rozet ile kurdele motifleri yer alır. Bu bloklar muhtemelen Roma dönemine aittir ve Bizans döneminde nekropol alanından taşınarak devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.

Mekânların kuzeydoğu köşesinde 502,68 m kot seviyesinde geison parçası, postamentlli kaide parçası, pseudo olarak yapılmış kaide parçası ele geçmiştir. Ayrıca Mekân 14’ün güneydoğu köşesinde 502.13 m kot seviyesinde attik-ion kaide ele geçmiştir. Mekânları oluşturan duvarlar içerisinde Roma dönemine ait çok sayıda arşitrav, sütun ve sütun başlığı parçaları kullanılmıştır. Ancak duvarların ince bir kireç harçtan oluşan tabaka ile kaplandığı gözlenmiştir. (Resim) Bu yüzden yapıların kullanıldığı dönemde bu devşirme malzemeler görülmez.

 

Koruma Onarım Çalışmaları

Öncelikle mozaik kaplı alanlar incelenerek, tüm mozaiklerin yerlerinde sağlamlaştırılmasına karar verildi. Sonrasında bu mozaiklere ne tür bir çalışma yapılacak, hangi malzeme kullanılacak, bunların oran, miktar, zamanlamaları belirlenerek gerekli malzeme siparişleri verildi. Mozaik kaplı alanda ilk olarak karolaj çalışması yapıldı her kare numaralandırılarak çalışma alanları kontrol altına alınıp doğabilecek karışıklıklar ortadan kaldırılmış oldu.

Mozaik kaplı alanın yüzeyinde mekanik temizliğe başlandı bu çalışmada bitkiler, bitki kökleri, taş, toprak, toz, çamur vb. malzemeler yüzeyden uzaklaştırıldı. Ardından mozaikleri dökülmüş alanlarda birikmiş topraklar sağlam tesseralara zarar vermeden temizlendi. Bu işlem hem sağlam tessera yatağına ulaşmayı, hem de toprak altında kalan tesseraları açığa çıkartmayı amaçlamaktaydı.

Zamanla bağlayıcı özelliğini yitirerek tessera derzlerindeki harçlar boşalmıştı. Bu boşluklara toz birikmiş ve tesseraların dört bir yanındaki bağlayıcılık kaybolmuş mukavemeti azalmış, sadece alt kısımdan zemine bağlı kalmıştı. Bu durum tesseranın sağlam bir şekilde yerinde durmasını tehlikeye sokmuştur. Tesseralar küçük kesme taşlardan oluştuğu için sadece zeminden tutmaktaydı. Ancak bu yeterli olmayacağından derzlerin tekrar hazırlanacak uygun derz malzemesi ile doldurulması gerekliydi. Derzlerde sıkışık olan tozlar tesseralara zarar vermeden hassas el aletleriyle (dişçi aletleri) kabartılmış ve ardından kabası fırçalar ile süpürülerek temizlenmişti. Derinlerde kalan ve fırça ile çıkmayan topraklar ise el pompaları ile her derze su püskürtmek suretiyle derz araları temizlenmiştir.

Kullanılacak malzemeler, kullanılacağı alanlara göre agrega kalınlıklarını numaralandırmak üzere elendi. Tüm yüzeylerde aynı malzemeler farklı oranlarda ve agrega kalınlıklarında olacağından, malzemeler uygulanmadan önce kullanılacak alanlarda lokal olarak test edildi. İstenilen sonuç elde edildikten sonra gerçek yüzeylerde kullanılmaya başlandı. Daha önce kullanılmış sonucu belli olan malzemelerin ileride nasıl bir reaksiyon göstereceği belli olduğundan kullanılması öncelikliydi. Fakat malzemeler coğrafi koşullar, bölgeler, mevsimsel değişiklikler, ısı ve nem farklılıkları vb. gibi etkenlere göre farklı reaksiyonlar gösterebildiğinden mutlaka lokal testler yapılmalıdır. Aynı bölgenin malzemelerinden kullanılmasına öncelik verilmesi uygun olacaktı.

Temizlik işleminin ardından yerlerinde sallanan tesseralar tespit edilerek, her tessera tek tek orijinal yerlerine hazırlanan uygun harç (orjinalinde kullanılan malzemeler ile hazırlanır geri dönüşümlü) ile tekrar sabitlendi.

Tesseraların olmadığı alanlara harç dolgu yapılarak tessera ile aynı hizaya getirildi. Bu işlemin yapılmasındaki amaç tesseraların bulunduğu alan dış mekanda olduğundan her türlü doğal ve fiziksel bozulmalara maruz kalacağından bozulmayı engelleyici birtakım önlemler alınması gerekliydi. Tessera kenarları boş kaldığı için bozulma bu alanlardan hızla ilerleyecek, tesseralar dağılacak ve çok kısa zamanda mevcut tessera kaplı bölgeler azalarak yok olacaktır. Yapılan harç dolguların tessera ile restorasyon yapıldığını belli etmek amacıyla kot farkı yapılması gerekirdi. Fakat tesseraların ebatları büyük olduğundan ve üzerinde gezinildiğinde takılıp çıkmasını engellemek amacıyla kot farkı bırakılmadan düz bir alan elde edilmesi uygun görülmüştür. Zaten harç dolgu alanların orijinal olmadığı ve restorasyon gördüğüne dair izler bırakılmış ve belgelemelerde de belirtilmiştir.

Tozlardan arındırılmış derzlere agrega kalınlıkları ve harç rengi (hiçbir boya kullanılmadan) ayarlanmış uygun malzemeler ile hazırlanan şerbet harcı tekrar dolgu yapılarak, tesseraların mukavemeti arttırılmış ve yüzeyler temizlenerek derz dolgu işlemi tamamlanmıştır.

 

Kuzey Cadde Batı Portik Anastilosis Çalışmaları

Roma Dönemine ait olan Caddenin Korinth Düzenindeki Batı portik cephesi bir depremle yıkıldıktan sonra Bizans Dönemi’nde başka yapılardan getirilerek oluşturulmuş postamentler üzerine dor düzeninde yeni bir cephe olarak ayağa kaldırılmıştır. Bizans Döneminde kentin geçirdiği bir depremle yeniden yıkılan Batı Portik Dor cephesi caddenin yol kısmına düştüğü şekliyle bulunmuştur. Bizim tarafımızdan Anıtsal Kuzey Kapının caddeye görsel bir hareketlilik ve derinlik katması için Batı Portiğin buluntu şekliyle sadece taşıyıcı unsurları olan Postament, sütun gövdesi ve başlık kısmına kadar anastilosis yapılmıştır.

ilk olarak sütunların yerleştirilecekleri kaideler deprem ve topak hareketlerinden dolayı kaydıkları orijinal konumlarına vinç yardımıyla kaldırılarak yerleştirilmiş ve bu konumlarında terazili olarak zemine sabitlenmiştir. Üst üste getirilecek olan blokların yapıştırıcıyla sabitlenecek yüzeyleri sivri çekiçlerle mekanik olarak aşındırılarak zamanla ana gövdeden bağlantısı kesilmiş olan bu yüzey tabakaları uzaklaştırılmış ve bu şekilde direnci çok daha yüksek bir yapıştırma amaçlanmıştır. Sütun tamburları kaide üzerinde mevcut sıralarına göre yerleştirilirken paslanmaz krom nikel alaşımlı donatı çubukları kullanılarak olası yer hareketlerinde veya yapıştırmada kullanılan epoksi de uzun vadede ön görülemeyecek bir polimerleşme olması durumunda meydana gelebilecek devrilmelerin önüne geçilebilmesi amaçlanmıştır. Kullanılan donatı çubukları 28-32 mm kalınlığında olup bir araya getirilecek iki parçada da birbiriyle tam hizalı ve en az 30 cm derinliğinde açılan iki deliğe göre kesilmiştir. Birleştirme esnasında blokların yapışacak iki yüzeyine de epoksi sürülerek uygulama yapılmıştır. Bunun sebebi yapıştırıcının adezyon ve kohezyon değerlerinin en yüksek seviyeye çıkarılması, yapıştırıcının hem kendi sürüldüğü yüzeye hem de diğer yüzeydeki yapıştırıcıya en iyi şekilde tutunmasıdır. Aynı şekilde bu malzeme rot çubukları için açılan yuvalara da dökülerek donatılar bu deliklerden çıkamayacakları şekilde sabitlenmişlerdir. Bu işlemler istisnasız şekilde birleştirilecek tüm parçalarda ve bloklarda kullanılmış parçanın kütlesine göre donatı sayısı 3 e kadar çıkarılmıştır.

Ayağa kalkan bloklar sayesinde caddenin yol kısmı açılmış olup var olan parçaların çokluğu düşünüldüğünde ilerde hazırlanacak büyük bir Restorasyon projesi ile caddenin ayağa kaldırılma çalışmasında bir ön aşama gerçekleştirilmiştir. Batı portiğin son cephe düzenlemesinin anastilosis yapılması hem bilimsel olarak hem de caddede yapılan çalışmaların görsel olarak algılanması sonucu gelen turistlerin ülke ekonomisine katacağı katkı açısından büyük önem taşımaktadır.

 

Röleve ve Restitüsyon Çalışmaları

Stratonikeia antik kenti içerisinde yer alan eski kazı evi ve eser deposunun günümüzdeki durumu oldukça bakımsızdır. Burada büyük ve küçük hasarların oluşması, sonradan yapılan bir takım yanlış değişiklikler sebebiyle; yapının müştemilatları ile birlikte sağlıklı bir şekilde kullanılabilmesi için restorasyona gerek duyulmuştur. Bu çalışmaların yapılması ve yapının kültür varlıkları içinde değerlendirilip belgelenmesi için gereken rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri çizimi yapılmış ve her birinin ayrı ayrı raporları yazılmıştır.

Yapılacak çalışmalar için ölçümler, çizimler, fotoğraflama ve yapı hakkında araştırmalar yapıldı. Ölçü ekipmanları olarak şerit metre, lazer terazi, lazer metre, total station gibi cihazlar kullanılarak ölçüler alındı. Fotoğraflar dijital fotoğraf makinesiyle çekildi. Rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin çizimleri Autocad çizim programında hazırlandı. Her bir projenin raporu MS Word programında yazıldı.

Yaptığımız rölöve çalışmalarında yapının mevcut durumunun planlarını, kesitlerini ve cephelerini çizerek detaylı analizini yaptık. Yapının uğradığı hasarları, bozulmaları çizimler üzerinde tespit ederek, raporda detaylı bir şekilde yer verdik. Projelerin tümünde plan, kesit ve cepheler çizim programı üzerinde 1/1 ölçeğinde çizilirken, ozalit çıktısında istenilen 1/50 ölçeğine uygun olarak detaylandırıldı. Ayrıca 1/200 ve 1/100 ölçekli vaziyet planları çizilerek yapının bulunduğu konumu ve çevresiyle olan ilişkileri gösterilmeye çalışıldı. Yapının genel öğelerinin 1/5, 1/10 ve 1/20 ölçekli detaylı çizimleri eklendi. Bu çizimler ve fotoğraflar ilgili belediye ve meslek odasının onayı ile Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne sunuldu. Daha önce yapılmamış olan yapının tescili, ilgili anıtlar kurulu tarafından yapıldı.

Yapılan rölöve çalışmalarından sonra yapının sonradan değişikliğe uğramış, kısmen yıkılmış veya yok olmuş öğelerinin, yapıların ilk tasarımlarındaki halini yapı üzerindeki izlerden tespit ederek plan, kesit ve cephe çizimleri ile restitüsyon projesi ve raporu hazırlanmıştır.

Yapılan restitüsyon projesine dayanılarak restorasyon projesi çizilmiştir. Restorasyon projesinde yapıya uygulanacak birtakım koruyucu önlemler ele alınmıştır. Sağlamlaştırma, temizleme, yenileme ve tamamlama biçimindeki müdahalelerimiz, yapının korunmasına ve kullanılabilmesine yönelik müdahaleler olarak değerlendirilebilir.

 

Stratonikeia Çevresi Yüzey Araştırması

Stratonikeia kazı çalışmaları kapsamında, 2010 yılında antik kent çevresinde yüzey araştırmasına başlanmasına karar verilmiştir. Bu yılki çalışmalarda beş ayrı alanda yüzey taraması yürütülmüştür. Söz konusu alanların çevresi gezilmiş, yüzey buluntularının yayılım gösterdiği kesimler, farklı alt birimlere ayrılarak yüzeyden seramik toplanmıştır. Ayrıca gezilen alanların ve yüzey buluntularının dağılım sınırlarının GPS koordinatları alınmıştır.

İncelenen yerleşmelerin bir tanesi höyük (Asar Höyük), bir tanesi yamaç yerleşmesi (Taşavlu Mevkii), bir tanesi ise kale yerleşmesi (Asar Tepesi/Kaletepe), bir tanesi de Erken Dönem’de Tepe yerleşimi iken Geç Hellenistik ve Erken Roma Dönemi’nde nekropol alanı olarak kullanılmıştır (Yeldeğirmen Tepesi). Şahinler Köyü Mezarlığı arkasındaki alanın ise işlevine dair bu yılki çalışmalarda net bir veri ele geçmemiştir.

2010 yılında Stratonikeia antik kenti çevresinde yürütülen yüzey araştırmasında toplam 5 adet buluntu alanı ziyaret edilmiş ve yüzey malzemesi toplanmıştır. Üç hafta gibi kısa bir süre ve oldukça az sayıda merkezde sürdürülen bu çalışma bile, antik kent çevresindeki yerleşim dokusunun yoğunluğu ve zenginliği hakkında fikir verici olmuştur. Eldeki en eski veri Geç Kalkolitik Çağ’a kadar inmektedir (Tablo). Bunu takip eden neredeyse tüm dönemlerle ilgili veri mevcutken, Orta Tunç Çağı’na ait herhangi bir buluntudan söz etmek şu an için mümkün olmamaktadır. Karia Bölgesi çalışmalarının genelinde de Orta Tunç Çağı iyi tanınmayan bir dönem olma özelliğindedir.

İlerleyen yıllarda söz konusu alanda sürdürülecek çalışmaların, söz konusu merkezlerin hem sayısını hem de kronolojik çeşitliliğini artırması olası gözükmektedir.

 

Kayıtlı Kullanıcı