TPL_x_LANG_MOBILE_MENU
Login

2011 Yılı Çalışmaları

e-Posta Yazdır PDF

2011 Yılı Çalışmaları PDF

Kuzey Şehir Kapısı Önündeki Mekanlar ve Bazilika Kazıları

Bazilika, Kuzey Şehir Kapısı’nın batı girişinin güneyinde yer almaktadır. Yapı güney-kuzey yönlü olup, muhtemelen üç nefli bazilikal planda olmalıdır. Bazilikanın apsisi Batı Portik arkasında en kuzeydeki dükkanı kısmen tahrip edilerek içine inşa edilmiştir (Res.1-2). Bunun amacı Kuzey Şehir Kapısı düzenlemesi sırasında yapılmış olan meydanı güneybatı tarafta sınırlayan büyük ölçekli iki büyük sütun ve postament kaideler kullanarak apsise anıtsallık kazandırmak olmalıdır. Apsis yayı önünde templon düzenlemesine ait duvarın temel izleri görülmektedir (Res. 3). Üç nefli olduğunu düşündüğümüz bazilikanın sadece batı nefi sağlam olup (Res. 4), orta nefin doğu duvarının çok az bir kısmı bellidir. En doğudaki yan nefin günümüze kalıntısı ulaşmamıştır. Apsisle nefler simetrik olarak inşa edilmemiştir. Bunun sebebi şuan tam olarak belirlenmemiş olup üzerine araştırmalar sürdürülmektedir. Yapıya giriş Kuzey Şehir Kapısı’nın bati girişinden güneye doğru verilmiş olmalıdır. Narteks kısmının tam sınırları belirlenemediği için kesin bir şey söylemek güçtür.

Bazilikanın güneyinde de çalışmalara devam edilmiştir. Çalışmaların amacı apsisin güney dış duvarını ortaya çıkarmaktı. Bu çalışma sonucunda apsis duvarının Batı Portik arkasında en kuzeydeki dükkan kısmen tahrip edilerek içine inşa edilmiş olduğu anlaşılmıştır. İlerletilen çalışmalarda Batı Portik arkasında 2 tane daha dükkanın mermer eşikli girişleri bulunmuş ancak batı tarafta geçişler kapanacağı için dükkanların içi kazılmamıştır (Res. 5).

Batı portiğin en kuzeyindeki dükkanın içi kazılırken yoğun şekilde işlenmiş ve hatalı olduğu için atılmış cam parçaları, işlenmemiş cam yongaları ve cam fırınına ait üzerinde camlar bulunan tuğla kırıkları tespit edilmiştir. Buna göre; Roma Dönemine ait olan dükkanların bir dönem için cam atölyesi olarak kullanılmış olduğunu düşünmekteyiz.

Bazilikanın tarihi hakkında kesin bir şey söylemek güçtür. Çünkü bu alan daha önceki kazı ekibi tarafından kazılmış ve günümüze hiçbir yazılı veri ulaşmamıştır. Ancak bazilikanın apsisinin yönüne bakılınca Anadolu’da M.S 375 yılında alınan kararla kiliselerde yön birliği sağlanmış ve bu tarihten sonra apsisler doğu yönde yapılmıştır. Stratonikeia’da yer alan bazilikanın apsisi güney yönde olduğu için yön birliğine uymamaktadır. Dolayısıyla bazilika M.S. 375 yılındaki bu karardan önce inşa edilmiş olmalıdır. M.S. 5-6 yy. da kullanılmış olduğunu düşündüğümüz bazilikanın bu tarihten sonra önemini kaybederek kentteki, şehir kapısının doğusundaki kilise ön plana çıkmış olmalıdır.

Bazilika Apsisi’nin güneyinde iki adet (11SKCM01-11SKCM02) ve Bazilikanın batısında yer alan 3 numaralı mekanda bir adet (11SKCM03) olmak üzere toplam üç mezar tespit edilmiştir. Mezarların bulunduğu alan aynı zamanda Kuzey Caddenin batı Portik arka duvarından girilen dükkanın içidir.

İlk mezar (11SKCM01) doğu-batı yönlü yerleştirilmiş, kayrak taşlarının dikey plaka şeklinde kullanılmasından oluşmaktadır. Kapak taşında kayrak ve mermer plakalar kullanılarak kuzey-güney yönlü yerleştirilmesiyle mezarın üzeri kapatılmıştır. Plakalar arasındaki boşluklar ise çatı kiremidi ve zemin döşeme kiremit parçaları ile sıkıştırılmıştır. Mezarda tek gömü tek iskelet tespit edilmiştir. Mezarda yapılan çalışmalarda ölü hediyesine rastlanmamıştır.

İkinci mezar (11SKCM02) doğu-batı yönlü ve batı portik arkasındaki dükkan içine tespit edilmiştir. Yerel kayrak taşlarının yanı sıra zemin döşeme kiremitleri de kullanılmıştır. Mezarın güney duvarı taşlarla örgü şeklinde olup, kuzey duvarı ise zemin döşeme kiremitleri dikey olarak yerleştirilmiş plakalarla oluşturulmuştur. Bu plakaların üzeri tekrardan kiremitle örülmüştür. Mezar içinde yapılan çalışmalarda tek gömü tespit edilmiş ve ölü hediyesine rastlanmamıştır.

Her iki mezarda Stratonikeia’da daha önceki kazı dönemlerinde ortaya çıkarılan ve Bizans Dönemi’ne tarihlenen mezarlarla gerek yön, gerekse mezar mimarisi açısından benzerlikler göstermektedir. Bu nedenle mezar M.S 11-13. yüzyıllara ait olmalıdır.

Bazilikanın batısında yer alan 3 numaralı mekanda yapılan çalışmalarda urne mezar tespit edilmiştir. Mezarda kremasyon tek gömü yapılmıştır. Mezarın üst kısmında mezara hediyesi olarak Skyphos ve Olpe ele geçmiştir.

 

 

Bouleuterion Çalışmaları

Bouleuterion, Stratonikeia kent merkezinde, eski eser ve müze deposuna yaklaşık 40 m uzaklıkta yer almaktadır. 2010 yılı çalışmalarında Bouleuterion’da ot temizliği ve avlusunda daha önceki kazı ekibinin çalışma yapmış olduğu alanda, temizlik ve bazı yerlerde kısmi kazı çalışmaları yapılmıştı. Her yıl olduğu gibi 2011 yılında Bouleuterion ve Bizans Yapısındaki çalışmalara ot temizliği ile başlanmıştır.

Bouleuterionun kuzey yönünde yapılan çalışmalarda ana girişin olduğu batı yöndeki krepislerin kuzey yönde de devam ederek yapıyı çevrelediği anlaşılmıştır. Toplam yedi krepisten oluşan bir alt yapıya sahiptir. Krepisler kayrak taşı sağlam bir dolgu üzerine yerleştirilmiştir. Kazılarda bouleuterion kuzey dış anta duvarındaki Latince yazıta ait çok sayıda parçalar bulunmuştur. Bu parçalar birleştirildiğinde yazıtın eksik kısımları epey tamamlanmaktadır. Alanda belli bir dönemsel tabakalaşma mevcut olmayıp, buluntular karışık olarak ele geçmiştir.  Arkeolojik buluntular doğrultusunda bu alanın Geç Hellenistik Dönem’den günümüze kadar kullanım gördüğü anlaşılmış, krepisler üzerine yerleştirilmiş günümüze ait mekan temelleri de bunun son dönemine aittir. 

Bu yılki çalışmalarda ayrıca Bouleuterion yapısının röleve ve plan çizimleri yapılmıştır. Bouleuterion avlusunda yer alan düştüğü şekliyle Bizans Dönemi mekanlarında devşirme olarak kullanılmış olan korinth düzenindeki sütunun başlığı ve sütun tamburları restitüsyon çiziminde bir araya getirilmiştir. Böylelikle gelecek yıl yapılması planlanan üst yapı elemanlarının da çizimleri tamamlanarak yapının restitüsyon önerisine hazırlık yapılmıştır.

 

Güney Cadde Çalışmaları

Güney Cadde bouleuterion’un yaklaşık 135 m kuzeyinde yer almaktadır. Çok az bir  bölümü daha önceki yıllarda açılmış olan cadde de öncelikle ot ve akıntı toprak temizliği yapılmıştır (Res. 1). Caddenin mevcut ölçüsü 19x3.70 m’dir.   Caddenin güney bölümünde caddenin devamını tespit etmek amacıyla 5x5m’lik sondaj alanı belirlenmiş ve sondaja 11BS02 numarası verilmiştir. Yapılan çalışmalarda 496.03 m kot seviyesinde künk girişi açığa çıkarılmıştır. Alanda künk dışında herhangi bir arkeolojik veriye ulaşılamayıp 496.96 m kot seviyesinde çalışmalara son verilmiştir.

11BS02 numaralı sondajın doğusunda daha önceki yıllarda açılmış olan sondaj genişletilmiştir. Belirlenen sondaj alanına 11BS03 numarası verilmiştir. Sondaj alanında yapılan çalışmalar sırasında Roma ve Bizans Dönemlerine tarihlenen günlük kullanım kaplarına ait seramik parçaları bulunmuştur. Sondajın doğusunda yapılan temizlik çalışmaları sırasında Osmanlı Çeşmesi deposuna su tahliyesini sağlayan su kanalı açığa çıkarılmıştır. Kanalın örgüsünde kayrak taşları ve kiremitler kullanılmıştır. Su kanalının bazı bölümlerinde kanalı kapatmak için kullanılmış olan kayrak taşından kapaklar bulunmuştur.

Sondajın kuzeyinde bulunan küçük bir ocak ya da külhan olduğu düşünülen mekanın etrafı açılmıştır (Res. 2). Çalışmalar sonucunda, altta kayrak taşlarla ve tuğla parçalarıyla örülmüş yuvarlak kemerli ocak açıklığı ortaya çıkarılmıştır. Üzerinde su deposu tabanına ait 3 kat sıva şeklinde kireç tabaka tespit edilmiştir. Ocak önünde yapılan çalışmalarda 495.14 m kod seviyesinde kül katmanı bulunmuştur.

Mekan 1’in doğusunda yapılan çalışmalarda yeni bir alan daha tespit edilmiş ve burası Mekan 2 olarak adlandırılmıştır. Mekanların duvarları devşirme mimari blok parçaları, mermer moloz parçalar ve kayrak taşından örülmüştür. Mekanı sınırlandıran kuzey-güney yönlü duvarda 0.97 m  uzunluğunda bir kapı girişi yer almaktadır. Mekan 2’de yapılan çalışmalarda doğu duvarına bitişik bir seki açığa çıkarılmıştır. Kayrak taşı ve tuğlalardan örülü olan sekinin dış yüzeyi harç ile sıvanmıştır.

Sonuç olarak; bu alanda yapılan temizlik ve kazı çalışmalarında elde ettiğimiz arkeolojik veriler bu alanın Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemi’nde kullanım gördüğünü göstermektedir. Roma Dönemi’ne ait tespit ettiğimiz bronz heykel kaidesi, yazıt ve heykel parçaları ile Roma Dönemi’ne ait olan sikkeler caddenin ilk olarak Roma Dönemi’ndeki kullanımını göstermesi açısından önemlidir. 11BS03 numaralı sondajda ve Mekan 2’de bulunan haçlı yazıt parçaları, Bizans Dönemi Sikkeleri, parapet parçası ve Roma Dönemi sütun tamburlarını kırarak basamak olarak kullandıkları yerler bu alandaki Bizans Dönemi evresine işaret etmektedir. Osmanlı Dönemi’nde ait olarak ise caddenin kuzeydoğusunda 2 mekan oluşturularak şimdilik küçük bir hamam olabileceğini düşündüğümüz yapı ve buna bağlı mekan bulunmaktadır. Burada mekanların bittiği yerde bulunan su kanalı da muhtemelen kirli suyun tahliyesi için kullanılmış olmalıdır.

Cadde ve mekanlardaki kazı çalışmaları tam olarak bitirilemediği için şuanda elde ettiğimiz arkeolojik tespitler daha sonraki yıllarda yapacağımız çalışmalarla kesinlik kazanacaktır.

 

Tiyatro

Bu yılki kazı döneminde tiyatroda doğu paradosda çalışmalar gerçekleştirildi. Bu alanda yapılan olan çalışmalarda, cavea’yı sınırlayan güneydeki doğu-batı yönlü duvar ile kuzeydeki podyumlu duvar ve merdivenli alanın işlevini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır (Res. 1-2).

Öncelikle podyum kenarındaki güneye doğru ilerleyen ve üst cavea kısmına çıkışı sağlayan merdiven basamaklarının 11. basamaktan sonra söküldüğü ve yerlerinin boş olduğu tespit edilmiştir. Çok az bir kısmı açık olan podyumun bu yıl açılan alanla birlikte toplam 14.37 metrelik kısmı açığa çıkarılmıştır.

Merdiven basamaklarının doğu kenarında bulunan orthostat blokları güneye doğru takip edildiğinde doğu-batı doğrultulu yüksek teras duvarı başlamadan önce L yapıp sonra doğuya doğru 25.36 m ilerlemektedir. Önce duvar 5.25 m doğuya sonra köşe yaparak 5.52 m güneye doğru giderek uzun teras duvarı ile birleşir. Kuzeye bakan ön cephede stylobat seviyesine kadar açılan kısımda bir zemin düzenlemesi olduğuna işaret edecek bulguya rastlanamamıştır. Kazısı tamamlanmadığı için alttaki podyumla üst kotta olan bu bölümün nasıl ve ne amaçla yapıldığına dair kesin bilgi vermek çok güçtür.

Podyumun üst kısmında kalan doğu-batı doğrultulu teras düzenlemesi olduğunu gösteren ve geçen yıl 8 m’lik kısmı açılan duvarın bu yıl geçen yılla beraber 25.36 m’lik kısmı açılmış ve bu duvarın güneye analemna duvarına bağlandığı köşe bulunmuştur. Düz kenarlı, düz yüzeyli, ince yonulu dörtgen taşlardan tek sıra örülen bu duvarın 3.81 m yüksekliğindeki kısmı açılmıştır. Böylesine ince işçilikle böyle yüksek bir teras duvarının ne için yapıldığına dair kesin bir veri kazısı tamamlanmadığı için söylemek güçtür. Ancak daha önceki yıllarda burası için yoğun şekildeki oturma basamaklar sebebiyle stadyum bağlantısı ya da bu terasın Dionysos sunağının durduğu teras olarak adlandırılmıştır. Ancak stadyum olmadığı kesin olarak bellidir. Bu alan gelecek sezon burada çalışılarak kazısı tamamlandıktan sonra ne için yapıldığına dair somut veriler sunulacaktır.

 

Gymnasion Propylon-1 Çalışmaları

Stratonikeia Köy Meydanı’nın yaklaşık 50 m. doğusunda, Roma Hamamı I’in kuzeyinde, Gymnasion’un güney doğusundaki modern köy yolunun kenarında yer alan 1185-1186 numaralı parselde temizlik çalışmalarıyla başlanmıştır. Buradaki çalışmalar Gymnasion ile Roma Hamamı-1 arasında mimari bir bağlantılı olup olmadığını tespit etmek, hamamın kuzey sınırını belirlemek ve Stratonikeia Gymnasionu-Roma Hamamı-1 arasındaki mimari yapılanmanın kent topografyasındaki yerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır.

Sondaj alanında 5x7.5 m lik bir alan belirlenerek sürdürülen çalışmalar sırasında; postament üstü atik-ion sütun ve payeye ait kaidelerin haricinde, postament üstü attik kaideli üst bölümü ionik yivli ve alt kısmı yivsiz sütun tamburları, arşitrav, friz ve korniş blokları ve korinth başlığı olmak üzere çoğunluğu buradaki yapıya ait olduğu düşünülen çok sayıda mermer mimari blok tespit edilmiştir.

Sondaj alanının kuzeybatı köşesinde sürdürülen çalışmalar sırasında güney yönde beş krepis, doğu yönde iki sıra halinde dört krepis bulunmaktadır. Güney yönlü krepislerin çok fazla kullanılmaktan dolayı aşınmış olduğu ve taraklanarak yeniden kullanıldığı tespit edilmiştir (Res.1-2).

Sondaj alanının güney yönde genişletilmesi sırasında uzunluğu 4.60 m, genişliği 1.05 m, yüksekliği 0.60 m olan kayrak taşı ve yerel taşlar ile kireç harcı kullanılarak çift sıra örülmüş olan doğu-batı yönlü bir duvar tespit edilmiştir. Roma Hamamı-1 ile bağlantılı olmayan bu duvar geç dönemde inşa edilmiş olmalıdır. Bu duvarın kuzeyinde Bizans Dönemi’nde yapıldığı düşünülen bir kuyu bulunmuştur.  Kuyu tuğla malzeme ile kireç harç kullanılarak örülmüştür.

Sürdürülen çalışmalar sırasında sondaj alanının batısında Stratonikeia Gymnasionu ile bağlantılı olduğu düşünülen ve yüksekliği 0.65 m, derinliği 0.85 m, ölçülebilen uzunluğu 5.00 m. olan kuzey-güney yönlü; düz kenarlı, kabarık yüzeyli, ince yonulu dörtgen taşlardan örülmüş bir duvar sırası açığa çıkarılmıştır. Bu duvarın inşa tekniği yüzeyde takip edilebilen Stratonikeia Gymnasion’u doğu ve batı duvarıyla benzerliği, aynı doğrultuyu takip etmesi nedeniyle Gymnasion’un doğu duvarının devamı olduğu kesindir. Bu alanın Gymnasiona girişi sağlayan ya da caddeden Gymnasion’a geçişi sağlayan bir Propylon olduğu düşünülmektedir.

Propylon’un güneydoğusundaki alanda yapılan seviye indirme çalışmaları sırasında 2 adet mezar tespit edilmiştir (11SGP1M01- 11SGP1M02).  İlk mezar, doğu-batı yönlü, yerel kayrak taşlarının dikey plaka şeklinde kullanılmasıyla yapılmıştır. Yerel kayrak taşı ve mermer plakaların kuzey-güney yönlü yerleştirilmesiyle mezarın üstü kapatılmıştır. Mezarda tek gömü yapılmış ve ölü hediyesine rastlanmamıştır.

İkinci mezar Propylon’un güneydoğusundaki alanda yapılan seviye indirme çalışmaları sırasında tespit edilmiştir. Doğu-batı yönlü, yerleştirilmiş olan mezar, yerel kayrak taşlarının dikey plaka şeklinde kullanılmasıyla yapılmıştır. Yerel kayrak taşları ve devşirme malzemelerin kuzey-güney yönlü yerleştirilmesiyle mezarın üstü kapatılmıştır. Küçük boyutlu olarak yapılan mezarın bir çocuk ya da bebek mezarı olduğu düşünülmektedir. Mezarda çok az miktarda kemiğe rastlanmıştır. Çocuğa ait olduğunu düşündüğümüz mezardaki kemikler zamanla kaybolmuş olmalıdır. Mezarda yapılan çalışmalarda ölü hediyesine rastlanmamıştır.

Her iki mezarda Stratonikeia’da daha önceki kazı dönemlerinde ortaya çıkarılan ve Bizans Dönemi’ne tarihlenen mezarlarla gerek yön, gerekse mezar mimarisi açısından büyük benzerlikler göstermektedir. Bu da bize mezarın Roma Döneminden sonra M.S. 11-13. yüzyıllarına ait olduğunu düşündürmektedir.

 

Türk Hamamı Çalışmaları

Stratonikeia (Eskihisar)’daki Türk Hamamı’nın tam bir planının çıkarması ve kesin tarihinin belirlenmesi amacı ile 2009 yılında başlanmış olan kazı çalışmalarına 2011 yılında da devam edilmiştir (Res.1). Hamamın tam planı çıkarılabilmesi için batı tarafındaki soyunmalık bölümünün kazısının yapılması gerekmekteydi. Ancak buranın üzerinde bulunan konut nedeni ile çalışmalar doğu yönde sürdürülmüştür.

Çalışmalara hamamın üst kısımları ile daha önceki yıllarda kazılmış alanların temizlik çalışmalarıyla başlanmıştır. Hamamın doğusunda 2.70x4.70 m ölçülerinde alan açılmıştır. Açılan bu alanın kuzey ve güney taraflarında toprak harçlı, yer yer devşirme malzeme kullanılan duvarlar ortaya çıkarılmıştır. Duvarların sonraki kullanımlarda yapılmış muhdes  (ekleme) duvarlar olduğu anlaşılmaktadır.

Bu bölümün kazıları sırasında çok sayıda mavzer fişeği, çok sayıda kırık sırsız seramik parçaları ve Abdülmecid’e ait iki bronz sikke ele geçmiştir. Hamamın plan detaylarının kesinleştirilmesi ve rölövesinin hazırlanmasına yönelik çalışmalara 2012 yılında kalındığı yerden devam edilecektir.

 

Çizim Çalışmaları

1 Küçük Buluntu ve Seramik Çizim Çalışmaları

Seramikler, halkın günlük yaşantısına dair net ve kesin veriler sunması bakımından kazılarda önemli bir buluntu grubunu oluştururlar. İncelendiklerinde kullanıldıkları devirin toplumlarının beğenisi, teknolojisi, diğer toplumlarla ticareti ve etkileşimi, kültürel sürecin kendi içerisindeki değişimi hakkında önemli ipuçları sağlarlar. Yüzlerce farklı uygarlığa ev sahipliği yapan Anadolu’da farklı dönemlere ait seramik buluntuların gün ışığına çıkartılması ve incelenmesi kuşkusuz tarihin aydınlatılmasında önemli role sahiptir. Kilin ucuz ve işçiliğinin de kolay olması pişmiş toprak eserleri kullanım alanları geniş materyaller haline getirmiştir. Arkeolojik kazı ve araştırmalarda seramik buluntu fazlalığının en büyük sebebi budur. Bu açıdan pişmiş toprak eserlerin araştırma alanı büyük ve bir o kadar da zordur. Arkeolojik kazı ve araştırmalarda ele geçen pişmiş toprak kapların değerlendirilmesinden çıkacak sonuçlar, bu malzemeyi kullanmış olan toplumlar hakkında önemli bilgiler edinmemizi sağlar.

Çalışmalar sırasında ele geçen tüm eserler tasnif katalog ve fotoğraf çekimi aşamalarından geçerek belgelendirilmektedir. Tüm bu aşamalar tamamlandıktan sonra belgelendirme işlemi çizimlerle desteklenmektedir. Bu esnada bir bölümü kırık olan seramik ya da küçük buluntular formlarından yola çıkılarak çizimlerle tamamlanmaktadır.

2011 yılında Stratonikeia kazı sezonu içerisinde, bu yılki kazı alanları olan Kuzey Cadde, Kuzey Bazilika-1, Bouleuterion, Tiyatro, Gymnasium Propylon-1, Türk Hamamı, Asar Höyük Yüzey Araştırması ve Eskihisar Müze Deposu’ndaki pişmiştoprak kaplar, bronz ve kemik eserlerin kesit ve görünüşleri alınarak milimetrik kağıt üzerine ölçekli çizimleri yapılmıştır.

Tüm seramik ve bronz kap formlarının çizimlerinde kullanılan yöntem aynıdır. Kabın ağız ve kaide çapları belirlenerek bu çaplar arasına kabın iç ve dış profilleriyle kesiti yerleştirilir. Yarıçapı belirlenen dikey eksen çizgisinin bir tarafında iç görünüş ve kesit profili, diğer tarafında ise kabın dış görünüşü çizilmektedir. Böylece kabın iç ve dış yüzeylerindeki detaylar kolayca verilebilmektedir. Küçük buluntu olarak adlandırılan eserlerin çizimleri için de benzer bir yöntem kullanılır. Eser kesit ve görünüş olarak milimetrik kağıt üzerine ölçekli olarak yerleştirilir.

Son olarak hem milimetrik çizim hem de freehand aşamasında eser fotoğrafı kullanılarak noktalama yoluyla gölgelendirme yapılır. Böylece çizime derinlik verilmiş ve eserin detayları belirtilmiş olur. Yapılan karakalem çizimler bilgisayar ortamına aktarılmış ve freehand çizimleri tamamlanarak yayın aşamasına getirilmiştir.

 

2 Seramik ve Metal Kap Çizim Çalışmaları

Uygarlıkların her dönemde, farklı atölyelerde ürettikleri seramik üretimleri bulunmaktadır. Kilin ucuz, işçiliğinin kolay olması pişmiş toprak eserlerin kullanım alanlarını geliştirmiştir. Arkeolojik kazı ve yapılan araştırmalarda seramik buluntusunun fazla olmasının sebebi budur. Bu yüzden pişmiş toprak eserlerin araştırma alanlarının büyük olmasıyla birlikte bir o kadar da zordur. Araştırmalarda ele geçen seramik buluntuları o çağın yorumlanmasında önemli yere sahiptir. Üretildikleri çağın kültürünü, toplumun yaşam tarzını, beğenilerini, kullandıkları teknik gelişimleri öğrenmek açısından seramikler önemli bir yere sahiptir.

Çalışmalar sırasında ele geçen tüm eserler tasnif katalog ve fotoğraf çekimi aşamalarından geçerek belgelendirilmektedir. Tüm bu aşamalar tamamlandıktan sonra belgelendirme işlemi çizimlerle desteklenmektedir.

2011 yılı Stratonikeia kazı sezonu içerisinde Eskihisar Müze Deposu’nda bulunan çeşitli formlardaki seramik kap (Çiz. 1, 2, 3, 4, 5, 7), Eskihisar Müze Deposu Müştemilat 2’den çeşitli formdaki seramik kap (Çiz. 6), Erikli Mevki Sondajına ait parça seramik çizimleri kesit ve görünüşleri alınarak milimetrik kağıt üzerine ölçekli çizimleri yapılmıştır. Tüm seramik kap formlarının çizimlerinde kullanılan malzeme ve yöntem aynıdır. Çizim işinde kullanacağımız malzemeler için çok fazla seçenek söz konusudur. Bunlar arasında seçim yaparken en önemli etkenlerden birisi de kişisel tercihlerimizdir.

Çizimde ilk olarak kabın ağız ve kaide çapları belirlenerek bu çaplar arasına kabın iç ve dış profilleriyle kesiti yerleştirilir. Yarıçapı belirlenen dikey eksen çizgisinin bir tarafında iç görünüş ve kesit profili, diğer tarafında ise kabın dış görünüşü çizilmektedir. Böylece kabın iç ve dış yüzeylerindeki detaylar kolayca verilebilmekte. Yapılan karakalem çizimler bilgisayar ortamına aktarılmış ve freehand çizimleri tamamlanarak yayın aşamasına getirilmiş olmaktadır.

 

3 Arazi Ölçüm ve Çizim Çalışmaları

Stratonikeia antik kentinde yapılan kazılarda gün yüzüne çıkan, Hellenistik, Roma, Bizans ve daha sonraki dönemlere ait mimari yapıların ve bunların dışında günümüze kadar koruna gelmiş, sur duvarlarının, kuzey cadde ve anıtsal giriş, bouleterion, tiyatro gibi yapıların genel bir planda gösterilmesine yönelik çalışmalarımız 2011 yılında bir sonuca ulaşmıştır. Temel olarak: Ortak bir koordinat sistemi kullanarak Total Station yardımıyla arazide yapılan ölçümlerin Netcad ve Autocad’e aktarılmasıyla bilgisayar ortamına taşınan bu verilerin, gene aynı programlar kullanılarak birleştirilmesi sistemine dayanmaktadır.

2011 yılı çalışmalarında kentte ED 50 – 3 derece, sisteminde koordinat ağı oluşturulmuştur. Buna yönelik olarak kent içerisinde bulunan yapılar ve gezinti yolları üzerinde belirlenen alanlara sabit noktaları işaretlenmiştir. Bunu yapmaktaki amaç hem ilerdeki çalışmaları bir sistem üzerinde kullanabilmek hem ortaya çıkabilecek hata oranını en aza indirmektir.

Koordinat sistemi dahilinde, belirli sabitler ve poligonlar yardımıyla yapılan bu ölçümler ile genel kent planı dışında, kazılarda ortaya çıkan mimari yapı katmanlarının ölçüm ve çizimleri yapılarak belgelenmiştir. Kullanılan bu sistemle, yeni kazılarda gün yüzüne çıkan mimari yapıların da genel plana eklenmesi kolaylaşmıştır.

2011 kazı sezonu içerisinde kentte bulunan mevcut yapıların ve blokların vaziyet planları Total Station ile belirlenmiş daha sonra bilgisayar ortamında AutoCad ile çizimleri yapılmıştır. Vaziyet Planı çizilen yapılar; Augustus İmparatorlar Tapınağı, Bouleterion, Tiyatro, Gymnasion, Bazilika ve Propylon yapısıdır.  Ayrıca Erikli Mevkii’nde kazısı yapılan sondajların plan ve kesitleri çizilmiştir.

Stratonikeia (Eskihisar Köyü) Hasan Şar Evi

 

4 Manzara Çizim Çalışmaları

Antik kent içinde bilgisayar ortamında yapılan 3D çalışmaların haricinde kara kalem çizim çalışmaları da yapılmıştır. Burada antik kent içinde bulunan kalıntılara ait değişik manzaraların kara kalem çizimlerden örnekler bulunmaktadır.

 

Restorasyon Konservasyon Çalışmaları

1 PİŞMİŞ TOPRAK ESER RESTORASYON KONSERVASYON ÇALIŞMASI

2011 yılı Muğla ili Yatağan ilçesi Eskihisar köyü içinde yer alan Stratonikeia antik kentinde gerçekleştirilen kazı çalışmalarında ele geçen pişmiş toprak eserlerin restorasyon ve konservasyon çalışmaları kazı sezonu boyunca gerçekleştirilmiştir.

2011 yılında Stratonikeia Müze Deposu’nda 2011 yılına ait Tek kulplu testi, Unguentarium, Kandil, Skyphos, Tabak, Kase, Künk, Testi, Amphora, Pelike, Urne gibi pişmiş toprak eserlerin restorasyon ve konservasyonu gerçekleştirilmiştir. Depoda yer alan eserler içinde 2011 yılı kazı sezonu içinde çıkarılmış olan eserlerin haricinde; 1980, 1998, 1999 vb. yıllara ait eserler ve müze deposu müştemilatında yer alan seramik buluntu parçalarının tasnifi yapılmış ve birleşebilir parçaların bir araya getirilmesi çalışmaları gerçekleştirilmiştir (Res. 1).

Eserlere işlem öncesinde belgeleme çalışmaları yapılmış ve cinslerine göre tasnif edilmiş, yapılması gereken işlemler belirlenmiştir. Pişmiş toprak eserlerde meydana gelmiş olan fiziki deformasyonlar ve tuz çökelmesi, aşınmalar giderilmiş, tasnifi yapılan eserlerin her türlü temizlik, restorasyon ve konservasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir.

Pişmiş toprak eserlerin yüzeyinde meydana gelmiş olan tuzlanma olumsuz görünüm sergilemekte ve eser yüzeyinde aşınma ve kopmalara sebep olmaktadır. Tuzlanma, esere uygulanan ve belirli periyotlarla devam ettirilen saf su banyolarıyla temizlenmiştir. Suda çözünebilir halini yitirmiş ve suda çözünemeyen tuzlanmaların giderilmesinde ise eserin yapısına uygun kimyasal solüsyonlar ve çözeltiler yüzeye lokal ve kontrollü olarak tatbik edilip temizliği tamamlanmıştır. Mekanik temizlik ise sadece zorunlu hallerde uygulanmıştır. Eser kırıklar halinde bulunduğunda geri dönüşümlü bir yapıştırıcı ve kağıt bant yardımıyla yapıştırılmış ve yüzeydeki eksik kısımlar yine dönüşümlü uygun bir malzeme ile tümlenerek esere form özellikleri yeniden kazandırılmıştır. Son işlem olarak eserin yüzeyini koruma, kondisyonunu artırma ve var olan yüzeydeki boya izlerine korumak amacıyla Paraloid B72 (%3 asetonda) ile fiske edilmiştir.

2 MİMARİ KONSERVASYON VE RESTORASYON ÇALIŞMALARI

1 Bazilika Apsis Konservasyonu

Stratonikeia antik kenti kuzey caddede bulunan bazilikaya ait olan apsisin konservasyon çalışmalarına duvar üzerindeki yoğun toprak depozitinin, çeşitli bitkilerin, taşlar üzerindeki liken ve yosun oluşumlarının temizlenmesiyle başlanmıştır. Öncelikle orijinal harç tabakasının ortaya çıkarılması amacıyla toprak depozit temizlenmiş ardından taşlar üzerindeki yosun ve likenler mekanik yolla temizlenmiştir (Res. 1).

Temizlik çalışmalarının ardından duvarı oluşturan taşların arasındaki bağlayıcı harcın yer yer yok olduğu, harç bulunan derz aralarındaki harcın da kondisyonunun zayıf olduğu ve mukavemetini yitirdiği tespit edilmiştir. Zayıf harç kalıntılarının temizliğinin ardından derz araları yine orijinaline uygun olarak kireç bağlayıcılı hidrolik harç ile doldurulup sağlamlaştırılmıştır.

 

2 Doğu Portik Mozaikleri Konservasyon ve Restorasyonu

Stratonikeia antik kentinde Kuzey Şehir Kapısından kent merkezine doğru devam eden sütunlu caddenin doğu kenarındaki portiğe Erken Bizans Dönemi’nde Mozaik eklenmiştir. Bu mozaiğin bir kısmı geçen yıl ortaya çıkarılmış ve o bölümün konservasyon ve restorasyonu yapılmıştı. Bu yıl aynı alanda çalışmalara devam edildi (Res. 1-2).

Doğu portik mozaiği genel anlamda iyi koruna gelmiş olmakla birlikte, yer yer büyük kayıplar da vardı. Mozaik genelinde yaklaşık yüzde 35- 40 oranında tessera kaybı görülebilmekteydi. Tesselatumun nispeten iyi koruna geldiği kısımlarda nucleus tabakasının durumu genellikle iyi olmakla birlikte; özellikle büyük boşlukların (lacunalar) oluştuğu kısımlarda hem nucleus hem de rudus tabakası bozulmuştur. Çok büyük lacuna oluşan kısımlarda nucleus ve rudus tabakaları ve statumen tabakası tamamen yok olmuştur. Yerleri belli olmayan tesseralar ile tümlenemeyecek kadar büyük olan bu lacunalar kireç bağlayıcılı hidrolik harç ile tümlenmiş ayrıca bu alanlara ileride su birikimini engellemek için uygun su eğimi verilmiş ve altına plastik boru yardımıyla tahliye sistemi yerleştirilip mozaik üzerinde biriken suyun tahliye edilmesini ve böylece suyun mozaik altında birikerek olumsuz etki yaratmasının önüne geçilmiştir.

Mozaiğin bazı kısımlarında rudus ve nucleus tabakaları birbirinden ayrılmıştır. Tabakaların arası toprakla dolmuş; dolayısıyla tamamen yok olma riski oluşmuştur. Bu kısımlarda, bozulmuş olan harç tabakaları tamamen temizlenerek, kenarlar kireç bağlayıcılı hidrolik harç kullanılarak sağlamlanmıştır. Mozaik yüzeyinde çok sayıda bulunan çatlak ve yarıklar aynı harç ile doldurularak kapatılmıştır. Bazı kısımlarda tessera derzlerindeki harçlar ayrışmış, yerine toprak dolmuş ve tesseralar taşıyıcı harç tabakalarından ayrılmıştır. Buralarda, derzlerdeki toprak temizlenmiş, ince agregalı yüzey harcı ile tesseralar harç tabakasına bağlanmış, derzler sağlamlaştırılmıştır.

Yüzeyde, kısmen yaklaşık 1 mm kalınlığa kadar kir ve kalker tabakası oluşumu bulunduğu ve çeşitli nedenlerle oluşan kirlilik ile renk değişimi, desenlerin net olarak görülmesini engellediği için mozaik yüzeyindeki toz, toprak, çamur gibi hafif kirler yumuşak kıl fırçalar, yardımıyla temizlenmiş; yüzeyde çözünebilir tuzların birikerek oluşturduğu sert kalkerli tabaka basınçlı su ve fırça ile çıkarılmıştır. Sağlamlaştırılamayacak kadar bozulan tesseralar yeri belli olmayan tesseralarla değiştirilmiştir. Ayrıca kısmen küçük lacunalar yine bu tesseralar kullanılarak tümlenmiştir.

Mozaik taban döşemesinde kenarların açıkta olduğu kısımlar hem estetik görünüm hem de ileride oluşabilecek kaymanın mozaik üzerinde olumsuz etki yaratmaması için orijinaline uygun ince bir taş duvarla çerçevelenmiştir.

Son işlem olarak mozaik üzerine ileride oluşması muhtemel yosun ve liken oluşumlarını engellemek için asidik özellik taşımayan uygun kimyasallar tatbik edilmiştir.

 

3 Kuzey Şehir Kapısı Havuz Dış Duvarı Konservasyonu

Stratonikeia antik kenti kuzey şehir kapısı havuz dış duvarı restorasyon çalışmalarına, duvar üzerindeki yoğun toprak depozitinin, çeşitli bitkilerin, taşlar üzerindeki liken ve yosun oluşumlarının ve önceden duvar üzerinde olan ağaçlarının köklerinin temizlenmesiyle başlanmıştır. Öncelikle orijinal harç tabakasının ortaya çıkarılması amacıyla toprak depozit temizlenmiş ardından ağaç kökleri sökülmüş ve taşlar üzerindeki yosun ve likenler mekanik yolla temizlenmiştir (Res. 1-2).

Temizlik çalışmalarının ardından duvarı oluşturan taşların arasındaki bağlayıcı harcın ve taşların tamamen yok olduğu ve duvar bütünlüğünün bozulduğu tespit edilmiştir. Duvar bütünlüğünü tekrar sağlamak amacıyla taşların eksik olduğu yerler duvar üzerinde bulanan taşlara benzer taşlarla tekrar doldurulmuş ve derz araları orijinal harç örneğine uygun kireç bağlayıcılı hidrolik harç ile sağlamlaştırılmıştır.

Duvar önyüzünü oluşturan taşların derz arasında da yoğun toprak depoziti ve bitki oluşumu görülmüş, taşları birbirine bağlayan harcın yer yer yok olduğu, derz aralarındaki harcın da kondisyonunun zayıf olduğu tespit edilip, gerekli temizlik çalışmalarının ardından derz araları yine orijinaline uygun olarak tuğla tozu katkılı kireç bağlayıcılı hidrolik harç ile doldurulup sağlamlaştırılmıştır.

 

4 Selçuk Hamamı Koruma ve Acil Müdahale Çalışmaları

Stratonikeia antik kentinde planlı olarak yürütülen 2011 restorasyon çalışmaları sırasında kentte bulunan Selçuk Hamamı’na acil müdahale etme gerekliliği görülmüş ve gerekli görülen hamam duvarları sağlamlaştırılmıştır. İleriki yıllarda restorasyonu düşünülen hamamın üst yapısının mevcut olmaması, hamamı destekleyen mevcut en büyük duvarda statik açıdan olumsuzluk yaratacak büyük boşlukların olması ilk etapta bu duvar da bir sağlamlaştırma çalışmalarını zorunlu kılmıştır.

İşlemlere önce çalışma yapılacak duvardaki toprak depozitinin, çeşitli bitkilerin, taşlar üzerindeki liken ve yosun oluşumlarının temizlenmesiyle başlanmıştır. Temizlik çalışmalarının ardından duvardaki boşluğun yine hamam yapısının kazısı sırasında ortaya çıkan ve ileriki yıllarda restorasyonu için saklanan orijinal taşlarla duvardaki boşluğun yapının taş dizilimine sadık kalınarak örülmesiyle devam edilmiştir. Bu işlemde harç olarak primal e330 s katkılı kireç bağlayıcılı hidrolik harç kullanılmıştır. Duvar yüzeyindeki daha küçük boşluğu kapatmak içinde aynı işlemler uygulanmıştır. Duvar yüzeyindeki boşluklar kapatıldıktan sonra taşların derz araları ince agregalı kireç harçla doldurulup duvar yüzeyinde bütünlük oluşturulmuştur. Duvar üzerinde genel bir temizlik çalışmasının ardından çalışmalara son verilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda hamam yapısını destekleyen en büyük duvar statik açıdan güçlendirilmiş ve böylece sadece çalışma yapılan duvarda değil tüm hamam yapısının dayanımına olumlu etki yaratacak sonuç elde edilmiştir.

 

5 Şaban Ağa Camii Koruma ve Acil Müdahale Çalışmaları

Geçtiğimiz yıllarda kazı ekibinden bağımsız olarak ihale edilerek restorasyon çalışmaları tamamlanan Şaban Ağa Camii’nde hatalı restorasyon sonucu ortaya çıkan olumsuzlukları gidermek için 2011 çalışmalarında acilen müdahale gereği görülmüş ve çalışmalara başlanmıştır. Çalışmalara önce camiinin son cemaat mahallini sınırlandıran camii önündeki duvarların sağlamlaştırılmasıyla başlanmıştır. Duvarı oluşturan taşların uygun bağlayıcılı harçla restore edilmemesi sonucu duvar üst sırasındaki taşlar ayrılmış, bazı taşlar dökülmüş ve duvar bütünlüğünü bozan bir görünüm oluşmuştu.

Duvar bütününden ayrılan ve ayrılması muhtemel olan taşlar kireç bağlayıcılı hidrolik bir harçla tekrar orijinal yerlerine sabitlenmiş ve mukavemeti arttırılmıştır. Taşlar arasındaki derz boşlukları ince agregalı kireç harçla doldurulup estetik bir görünüm verilmiş ve ileride oluşması muhtemel mevsimsel faktörlerden kaynaklanan olumsuzlukların önüne geçilmiştir.

Çalışmalara camiinin arka duvarındaki derin çatlaklar restorasyon ilkelerine aykırı olan çimento bağlayıcılı harçlar ile doldurulmuştur. Önceki kazı ekibi döneminde, ihaleyi alan bir müteahhit tarafından yapılan yanlış uygulamaya müdahale edilmiştir. Çünkü burada çimento harcı ile restorasyon yapılmıştı. Duvardaki çatlak üzerine bağlayıcı kenet olarak atılan demirler de küflendiğinden duvar yüzeyinde kırmızı izler yapmaya başlamıştı. Son dönemlerde hiçbir yerde çimentolu konservasyon ve restorasyon tekniği uygulanmamaktadır. Ayrıca bu yapının bütünlüğü ile de uyumlu olmayan bir görüntüdür. Görünürde var olan bu yanlışlıkların aynı şekilde çatlak içinde de yapıldığı kaygısı taşınmaktaydı. Bu nedenlerle buraya acilen müdahale edilmiş ve bakanlık temsilcisinin gözetimi altında buradaki çalışmalar sürdürülmüştür. Burada öncelikle bir durum tespiti yapılmıştır.

Çimento bağlayıcılı harçların sökülmesinin ardından duvardaki derin çatlağın tamamen doldurulmadığı sadece görünen ön yüzeyin çatlak boyunca sıralanan tuğlaların üzeri sıvanarak kapandığı tespit edilmiştir. Duvarda tespiti yapılan çatlak 60 cm derinliğinde, 24 cm genişliğindedir. Yine duvar çatlağının genişlememesi için duvara yerleştirilen metal dikişlerin gelişigüzel aplike edildiği, metalin paslanmaz malzemeden olması gerektiği halde kolay oksidasyona uğrayan demirden olduğu, duvarın yükünü çekerek duvara dayanım kazandırması gereken ve duvar içinde kalan kazık boyunun 8 cm olduğu görülmüştür. 60 cm derinliği olan bir çatlağın 8 cm derinliği olan kenetlerle sabitlenemeyeceği açıktır.

Çalışmalara, duvardaki çatlakların doldurulmasıyla devam etmiştir. Yapının orijinal harcına göre hazırlanan kireç bağlayıcılı harç enjeksiyon yöntemiyle ince çatlaklara tatbik edilmiş ve doldurulmuştur.  Geniş çatlaklar ise yapının taş dizilimine sadık kalınarak harç ve taşla doldurulmuş, çatlayarak ayrılan duvarın tekrar bir bütün oluşturması sağlanmıştır. Metal dikişleri oluşturan demir kenetler ise söküldükten sonra temizlenmiş ve paslanmaya karşı özel boyayla boyanarak duvara sabitlenmiştir (Res. 1). Genel temizliğin ardından çalışmalara son verilmiştir. Böylelikle daha önce restorasyon işini bilmeyen bir özel firma tarafından yapılan yanlışlık, kazı üyesi olan konservatör ve restoratorler gözetiminde düzeltilmiş oldu.

Kayıtlı Kullanıcı